Jineplus
Bursa Riskli Gebelik Uzmanı »Bursa Riskli Gebelik Uzmanı Bursa da Riskli Gebelik Tedavisi için tercih edebileceğiniz Sağlık Bakanlığı Riskli Gebelikler Yönetim Rehberi Genelgesi (http://www.bhsm.gov.tr/haber.php?HaberID=978) Riskli gebelik takibinde neler yapılır? Annenin gebelik öncesi mevcut olan bazı hastalıkları hamilelik sürecini ve bebeği ciddi şekilde etkileyebildiği gibi, hamilelik de annenin mevcut hastalığının seyrini ve tedavisini etkilemektedir. Öncelikle bebek için plan yapıldığında yani gebe kalmadan önce, genel sağlık sorunlarının varlığı veya derecesi ilgili branş hekimince (dahiliye, kardiyoloji, nefroloji, v.b.) mutlaka belirlenmelidir. Anne adayının daha önce tekrarlayan düşükler yapmış olması, sebebi bilinsin ve ya bilinmesin mevcut gebeliği de riskli gebelikler sınıfına sokar. Önceki düşüklerin haftası, nasıl olduğu gibi detaylar ve kan testleri ile mevcut gebelik takibi yönlendirilir. Çok erken düşüklerde kromozom anormallikleri , gebeliğin 3 - 6 ayı arasındaki düşüklerde rahim boynu yetmezliği, daha ileri gebelik aylarında görülen doğum öncesi bebek (fetüs) ölümü durumlarında ise annenin veya bebeğin hastalıkları araştırılır. Tümörler açısından gebelik öncesi veya başlangıcında memede kitle olup olmadığı, yakın zamanda bir smear (rahim ağzından alınan sürüntü testi) yapılıp yapılmadığı konusu da unutulmamalıdır. Bebek gelişiminde anormallikler ve bebek hastalıklarının doğum öncesi teşhisi günümüzde oldukça ileri boyutlara ulaşmıştır. Bunun sonucu olarak da artık anne rahmi içindeki bebeğin tedavisi söz konusudur. Riskli gebelik takibini kimler yapar? “Yüksek riskli gebelik takibi” sırasında hastayı tek bir hekimin izlemesi yeterli değildir. Bu, farklı branşlardan hekimlerin ortak bilgi ve deneyimleriyle yürütülebilen bir izlem şeklidir. Ekipte kadın doğum uzmanı başta olmak üzere, dahiliye uzmanı, endokrinoloji uzmanı, diyetisyen, fizik tedavi ve göz doktoru da bulunur. Hamile kalmadan önce hastalığı olan kadınlar bebek sahibi olabilir mi? Anne adayının hamile kalmadan önce zaten mevcut olan yüksek tansiyon, diyabet, guatr, kalp hastalığı, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı gibi bazı hastalıkları, hamilelik dönemi boyunca ağırlaşma eğilimine girer. Bu nedenle bebek için plan yapıldığında yani gebe kalmadan önce, genel sağlık sorunlarının varlığı veya derecesi ilgili branş hekimince (dahiliye, kardiyoloji, nefroloji, v.b.) mutlaka belirlenmelidir. Bu hiçbir zaman genel sağlık problemleri olan bir kadının anne olamayacağı anlamına gelmez. Ama hamilelik dönemini hem annenin hem de bebeğin sağlıklı ve sorunsuz biçimde geçirebilmesi için gebelik takibi, bu konuda uzmanlaşmış riskli gebelik doktorları tarafından yapılmalıdır. Hamilelik öncesinde bu hastalıklardan biri bulunan her kadın gebe kalmadan önce mutlaka riskli gebelik uzmanına başvurmalıdır. Anne yaşı gebelikte bir risk faktörü müdür? Evet, annenin 18 yaşından küçük olması ya da 35 yaşından büyük olması gebelikte riski artırır. Detaylı Bilgi için Doktorunuza Sorun...  Cuma, 16 Mayıs 2014 08:33
ARAMIZA HOŞGELDİNİZ..! » ARAMIZA HOŞGELDİNİZ..! Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Murat Arslan' ın resmi web sitesi olan www.jineplus.com (http://www.jineplus.com/) adresi yenilenen yüzü ve zengin içeriği ile her an ulaşabileceğiniz, sorularınızı anında doktorunuza sorabileceğiniz ve her konu hakkında bilgi sahibi olabileceğiniz bir bilgilendirme sitesidir.   Sitemize üye olan her 100.üyemiz muayene dahil gerekli tüm uygulamalar ve tetkiklerde %50 indirim kazanıyor... Üye olduysanız üzülmeyin, sevdiklerinizi üye yapın, fırsattan siz yararlanın...   Bize İnternet sitemiz www.jineplus.com (http://www.jineplus.com/) adresinden ulaşan her üyemize tüp bebek tedavisinde %10 indirim olanağı sağlıyoruz.(2011 Eylül ayına kadar geçerlidir) www.jineplus.com (http://www.jineplus.com/) internet sitemizden aklınıza takılan her türlü sağlık sorunu ile ilgili soruları anında doktorunuza sorabilir, dilerseniz online randevu butonunu tıklayarak hemen istediğiniz tarihe randevu alabilirsiniz. Tüp bebek tedavisinde risk paylaşım teklifiniz için Prof.Dr.Murat Arslan' a danışınız... Aşılama ve Tüb Bebek Riskli Gebelik Takibi Jinekolojik Hastalıklar Laparaskopik Operasyonlar Histeroskopi Ürojinekoloji Kanser Cerrahisi Genital Estetik Ameliyatları Detaylı bilgi için: 0224 249 88 38 Prof.Dr.Murat Arslan Sorularınız için; info@jineplus.com (mailto:info@jineplus.com) muratarslanmd@gmail.com (mailto:muratarslanmd@gmail.com)  Pazartesi, 06 Haziran 2011 10:33

ÇOK BİLİNEN 20 BESLENME YANLIŞI

Toplumda yerleşmiş bazı kanılar ve yanlış yönlendirmeler bilimsel araştırmalarla elde edilen verilerin aksine hala geçerliliğini korumakta. Oysa biraz araştırdığımızda doğru sandığımız birçok bilginin aslında pek de doğru olmadığı ortaya çıkıyor. İşte en çok bilinen 20 beslenme yanlışı…

1. Su içersem zayıflarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 937’si, yani yüzde 63’ü su içmez ise kilo veremeyeceği yönünde düşünmektedir.
Doğru: Su sağlıklı beslenmenin bir parçasıdır. Sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlar, vücutta oluşan toksik maddelerin uzaklaşması için gereklidir. Kaliteli kilo vermede ise, vücudun ihtiyacı olan kalori, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer bazı mineralleri içermediği için tek başına zayıflamada etkisi yoktur.
Önerimiz: Sadece sağlığın devamı için günde 2 litre su içmek yeterlidir.

2. Ana öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 1440’ı, yani yüzde 96’sı ana öğünlerden, özellikle kahvaltı veya akşam öğünlerden birini kaldırınca kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Sağlıklı kilo vermenin en doğru yolu sabah, öğle ve akşam öğünlerinin iştahı kontrol altına alıp, sık acıkmayı önlediği yönündedir. Çalışmalar öğün atlayan bireylerde kısa süreli kilo vermenin daha sonra hızla yeniden kilonun alınması ile sonuçlandığını göstermektedir.
Önerimiz: Çeşitli besinlerden oluşan küçük porsiyonlu 3 ana öğün ve en az 1 veya 2 ara öğünle sağlıklı kilo verilebilir. Bireylerin hipoglisemileri varsa öğün miktarları artırılır.

3. Az uyursam o kadar hızlı kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 602’si, yani yüzde 40’ı metabolizmalarının az uyuyarak çok çalışacağını ve böylece hızlı kilo vereceklerini düşünmektedir.
Doğru: Uyku süresi kısaldıkça toksik çevreye maruz kalma uzamakta, psikolojik stres artmakta, inaktif yaşama adaptasyon oluşmaktadır. Az uyuyan bireylerin daha fazla yemeğe yöneldikleri görülmektedir.
Önerimiz: Bedenen ve ruhen iyi olmak için en az 5 saat, en fazla 8 saat uyumak gerekir. Uygun zaman aralığında uyumak, gece yemek yeme sendromunu önlemektedir.

4. Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım!
Genel kanı: 1500 kişiden 849’u, yani yüzde 57’si sigara bırakmanın çevrelerinde tanık oldukları örnekler gibi ciddi kilo aldıracağına inanmaktadır.
Doğru: Çalışmalarda sigara içerisinde bulunan nikotinin metabolizmayı çok az artırdığı ve bırakıldığında da hızlı kilo alımına neden olmadığı bildirilmektedir. Kilo alımı metabolizmadaki ufak değişiklik değil, yerine konulan yiyeceğin türü ve miktarıdır. Amerikan Diyetisyenler Derneği, sigarayı bırakan bireylerin yılda sadece 2 kg aldıklarını belirtmiştir.
Önerimiz: Sigarayı bırakan bireyler sigara yerine şekersiz sakız çiğner ve haftalık 150 dakikalık fiziksel aktivite yaparlarsa kilo almazlar.

5. Saat 19:00’dan sonra bir şey yersem şişmanlarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 550 kişi, yani yüzde 37’si en son yemeğini akşam saat 19.00’da sonlandırdığında kolay kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Sağlıklı kilo vermek için temel kural yemeğin ne zaman yenildiği değil, gün içerisinde ne kadar yenildiği ve ne kadar fiziksel aktivite yapıldığıdır. Çalışmalar, öğünlerde miktarlar açlık durumuna göre ayarlandığında bireylerin akşam 19.00’dan sonra yemek yediklerinde yağlanmadıklarını, daha kolay kilo verdiklerini göstermektedir.
Önerimiz: Yemek yeme saatine günün ilk öğünü olan kahvaltıyla başlayarak, öğünler arasında en az 3-5 saat boşluk bırakmak gerekir. Böylece en son öğünün ne zaman yendiğinin önemi kalmamaktadır.

6. Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 855’i, yani yüzde 58’i kepekli ürünlerle kilo vermenin daha kolay olacağını düşünmektedir.
Doğru: Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermez. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Kilo vermek için sebze ve meyvelerden yeterince diyet lifi alınabilmektedir.
Önerimiz: Kilo verecek kişinin sağlık profiline göre kepekli ürünlerin miktarı ayarlanmalıdır. Kilo verirken anemisi olan bireye daha fazla kepekli ürün vermek olumsuz sağlık sorununa neden olabilmektedir.

7. Meyve, yemekten 2 saat sonra yenilmelidir.
Genel kanı: 1500 kişiden 1055’i, yani yüzde 70’i, yemek ile meyve yemenin sağlıksız olduğuna inanmaktadır.
Doğru: Meyveler içerdikleri biyoaktif bileşenler nedeni ile beslenmemizin vazgeçilmez parçasıdır. Bu bileşenler öğünle beraber yendiğinde vücudun antioksidan kapasitesinin artmasını sağlar. Öğünle yenilen meyveler daha çok tokluk sağlayarak kolay kilo vermeye yardımcı olur.
Önerimiz: Meyveler günün her anı en az 2 ile 4 porsiyon arasında yenilebilir. Meyveleri öğünle yemek, vitamin ve minerallerin vücutta yararlılığını artırır.

8. Aç iken fiziksel aktivite yaparsam daha çok yağ yakarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 1110’u, yani yüzde 74’ü fiziksel aktiviteyi aç karnına yapınca olumlu değişiklikler hissettiğine ve yağlarının yandığına inanmaktadır.
Doğru: Fiziksel aktivite yapmak metabolizmanın hızlanması için önemlidir. Fiziksel aktivite ile yağ yakımı artar, kas yoğunluğu korunur veya artırılır. Bu fiziksel aktivitenin şekli, süresi ve sıklığı ile değişir. Ancak sabah aç karnına yapılan fiziksel aktivite ile yağlar yanarken, maksimum düzeyde kas yıkımı oluşmaktadır.
Önerimiz: Fiziksel aktivite öncesinde karbonhidrat ve protein içeren 200-300 kalorilik bir öğün yenip, en az 1 saat sonra aktivite yapılmalıdır. 1 muz veya 1 avuç badem ile 1 su bardağı süt içmek çok önemlidir.

9. Sabah aç karnına limon veya greyfurt suyu içersem yağ yakarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 1144’ü, yani yüzde 76’sı sabah aç karnına limon ve greyfurt suyu içince yağ yakacağına inanmaktadır.
Doğru: Hiçbir besin yağ yakamaz. Bazı besinler içerdikleri kafeinden dolayı kısa süreli etkisi ile vücuda alınan kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olur. Ancak asitli besinlerin böyle bir etkisi asla bulunmamaktadır.
Önerimiz: Bu içecekleri içerek mide asidini arttırıp daha çok acıkmak yerine, salatalara limon sıkmak, meyve olarak ara öğünlerde greyfurt yemek, sağlıklı beslenme adına kabul edilebilir olmaktadır.

10. Zayıflamak ve toksinlerden arınmak için detoks diyeti yapmak zorundayım!
Genel kanı: 1500 kişiden 600’ü yani yüzde 40’ı detoks diyetleri ile toksinlerden arınarak, sağlıklı kilo vereceklerine inanmaktadır.
Doğru: Vücudumuzda doğal işleyen detoksifikasyon mekanizmaları bulunmaktadır. Hayvansal proteinleri yasaklayan detoks diyetlerinin sağlıklı olduğunu düşünmek olanaksızdır. Bu diyetler, keton cisimcikleri denilen zararlı maddelerin vücutta sentezlenmesine, mide bulantısı, halsizlik, baş dönmesi ve sinirliliğe neden olmaktadır. Detoks diyetlerine bağlı kısa süreli ve fazla kilo kaybı, yağ kitlesinden çok kas kitlesi olmaktadır.
Önerimiz: Sağlıklı beslenme zaten vücudun detoksifikasyon yapan enzimlerini aktive eden bir yoldur. Kısa süreli bu uygulamalar ile sağlığımızı tehlikeye atmamak en doğrusudur.

11. Medyada yer alan beslenme bilgilerinin güvenli olduğuna inanıyorum!
Genel kanı: 1500 kişiden 1442’si, yani yüzde 96’sı medyaya güveniyor.
Doğru: Medya, sağlıklı beslenme bilgisinin yayılmasında en önemli etkin kaynaktır. Bu nedenle vereceğimiz bilgilerin kaynaklarını her zaman doğru ve güvenilir kanallardan seçmek gerekmektedir.
Önerimiz: Konuların uzmanlarının kanıta dayalı bilgilerini, topluma anlaşılır olarak vermek en doğru yoldur.

12. Kilo verirken 3 beyaz yasak!
Genel kanı: 1500 kişiden 1073’ü yani yüzde 72’si kilo verirken beyaz şeker, un ve tuzun beslenmeden çıkarılması gerektiğine inanmaktadır.
Doğru: Sağlıklı beslenmede çeşitlilik ve ölçü en önemli faktördür. Şeker, un ve tuzun dengeli bir beslenme programı içerisinde her zaman yeri vardır. Tehlikeli olan bu üçlünün varlığı değil yenme miktarıdır.
Önerimiz: Şeker olarak bal, pekmez, fındık veya çikolata ezmesi kullanılabilir. Tadına bakmadan tuz eklemeyi azaltıp, günde 5 gramı geçmeyecek kadar kullanmak ve ekmekleri, pastaları tam buğday unu ile yapmak yeterlidir.

13. Light ürünlerin kalorisi yoktur!
Genel kanı: 1500 kişiden 1434’ü, yani yüzde 95’i her kategorideki light ürünlerin kilo vermede dilenildiği kadar yenilebileceğine inanmaktadır.
Doğru: Light ürün demek, kalorisi sıfıra yakın değil, normal ürüne göre kalorisi azaltılmış anlamına gelmektedir. Bu nedenle serbest yeme özgürlüğü bulunmamaktadır. Sürekli light ürün yiyerek kilolarını vermiş ve korumuş bireylerin olduğunu gösteren bir bilimsel veri de bulunmamaktadır. Aksine çalışmalar light ürün bağımlılığı olanlarda yo-yo sendromunun daha fazla görüldüğünü belirtmektedir
Önerimiz: Light ürünün anlamı her besin için ayrıdır. Bu nedenle sağlıklı beslenmede doğal ürünleri kullanmak doğru yoldur.

14. Sağlıklı beslenmede kırmızı ete yer yoktur!
Genel kanı: 1500 kişiden 1423’ü, yani yüzde 95’i beslenmelerinden kırmızı eti çıkarınca sağlıklı olacaklarına ve kolay kilo vereceklerine inanmaktadır.
Doğru: Tavuk ve balıkta olduğu gibi ılımlı miktarda yenilen kırmızı etin sağlık üzerine olumsuz etkisi olduğunu, diyetten çıkarılması gerektiğini gösteren bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Kırmızı et, diğer etlerin içeriklerine benzer oranda kolesterol içerip, haftada en az 2 kere tüketildiğinde de kolesterol üzerine etkisi olumsuz olmamaktadır.
Önerimiz: Yağı görünmeyecek kadar az olan kırmızı et, kaliteli kilo vermek için gereklidir. İçerdiği konjuge linoleik asit (CLA) sayesinde vücudun yağ kitlesini azaltıp, B12, çinko ve demir içeriği ile de hastalıklara karşı koruyucudur.

15. Maydanoz suyu zayıflatır!
Genel kanı: 1500 kişiden 1239’u, yani yüzde 83’ü maydanoz suyunun zayıflamada etkisi olduğuna inanmaktadır.
Doğru: Maydanoz, C vitamini yönünden zengin, idrar söktürücü etkisi olan bir sebzedir. Bu nedenle maydanozun yarattığı geçici kilo kaybı vücut yağ kütlesinden değil, su miktarındandır.
Önerimiz: Maydanozu kilo vermek için değil, salatalara değişik renkte sebzelerden biri olarak koymak, vitamin ve antioksidan açısından destek sağlamak için en doğru yoldur.

16. Hangi yöntemle olursa olsun, verilen kilolar geri alınır!
Genel kanı: 1500 kişiden 1240’ı, yani yüzde 83’ü, ne olursa olsun verilen kiloların geri alınacağına inanmaktadır.
Doğru: Kilo verecek bireyler bunu hızla yapar, kendilerine uygun kilo verme yöntemini değerlendirmez ve buna uygun davranış değişikliği geliştirmezlerse, yeniden kilo alımı kolay olabilmektedir.
Önerimiz: Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandıran diyetler ile kilolar yıllarca korunabilir. Kilo verdikten sonra 6. ay, 1. ve 2. yıl, kilo alımı için riskli dönemlerdir. Bunun için düzenli takip gerekmektedir. Şişmanlığın tedavisi yaşam boyudur.

17. Lahana metabolizmayı hızlandırarak zayıflatır!
Genel kanı: 1500 kişiden 988’i, yani yüzde 66’sı lahanayı besin veya kapsül şeklinde alarak hızlı kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Lahana, pırasa, brokoli gibi kükürtlü sebzeler kanser önleyici ve vücuttaki zararlı maddelerin atımını sağladıkları için sağlıklı beslenmenin parçasıdır. Bu besinlerin metabolizmayı hızlandırmak gibi spesifik bir özelliği bulunmamaktadır.
Önerimiz: Lahana diyetlerinde diyetin içeriğindeki lahananın değil, diyetin kalorisinin düşük olmasından dolayı kilo verildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle değişik renkte tüm sebzeleri beslenmede bulundurmak, az yediğimiz müddetçe kilo kaybı ile sonuçlanacaktır.

18. Protein diyetleri zayıflamak için kolay bir yoldur.
Genel kanı: 1500 kişiden 1184’ü, yani yüzde 79’u yüksek proteinli diyetlerle kolay kilo vereceğine inanmaktadır.
Doğru: Kısa sürede kilo verdiren yüksek proteinli diyetlerin uzun süreçte uygulanması zordur. Kan kolesterol-ürik asit seviyelerini artırıp, insülin direncine neden olmaktadır. Bunu uzun süre uygulayıp hayat tarzı haline getirmiş bir kişiyi bile bulmak zordur. Yüksek protein diyeti uygulayan bireylerde görülen en önemli sorun, diyeti devam ettiremeyip sıkça şeker krizlerine girerek yüksek miktarda tatlı yemeleridir.
Önerimiz: Kısa sürede kilo verip daha fazlasını almamak için karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketmek yeterlidir.

19. Zayıflama ilaçları ile hızlı kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 1428’i, yani yüzde 95’i diyet yapmak yerine hızlı kilo vermek için zayıflama ilacı kullanmanın daha doğru olduğu görüşündedir.
Doğru: Şişmanlık bir hastalıktır ancak her şişman birey için ilaç kullanmak doğru değildir. Zayıflama ilaçlarını şişmanlığa bağlı ciddi hastalıkları olan bireyler doktor kontrolünde kullanmalıdır. Bu bireyler bile ilaçları bıraktıklarında yeniden kilo alma riski ile karşı karşıyadır.
Önerimiz: Zayıflama ilaçlarını gelişigüzel almamalı, oluşacak sağlık sorunlarını önemsemeli ve doktorun uygunluk kriterleri gösterdiği bireylerde bile diyet ile beraber belirli bir süre kullanılmalıdır.

20. Elma sirkesi içersem yağlarımı eritirim!
Genel kanı: 1500 kişiden 1323’ü, yani yüzde 88’i elma sirkesinin iştahı engellediğine, yağ yakımını artırarak kilo verme üzerinde etkisi olduğuna inanmaktadır.
Doğru: Çalışmalar, elma sirkesi içildiğinde, içerisinde bulunan asidin yemek borusunu tahriş edebileceğini, midede asidi artırarak açlığı uyaracağını ve reflü gibi ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini bildirmektedir.
Önerimiz: Sirke salatalara tat vermek için kullanılmalıdır; zayıflamak için 0, değil!

EN İYİ DİYET SAĞLIKLI BESLENME

Yıllardır kilo verme takıntısı yüzünden yağlı yiyecekleri ve karbonhidratlı besinleri tüketmiyorsunuz. Dünyada ise trend aç kalarak zayıflatan sıkı diyetler yerine sağlıklı besin tüketerek zayıflamak. Uzmanlar, sağlıklı tüm yiyecekleri tüketip, egzersiz yaparak sağlıklı kalınabileceğini belirtiyor.

Amerika’da Şubat 2008′de yapılan bir araştırmaya göre, kadınların yüzde 26′sının ve erkeklerin yüzde 16′sının zayıflama diyeti uyguladığı belirlendi. Bu veriler 1990′larda erkeklerde yüzde 29, kadınlar da yüzde 39′du. Aynı dönemde yapılan diğer bir araştırmada, yaklaşık 800 yetişkinin yüzde 79′u sadece mutlu olmak için yediklerini ve yüzde 73′ü de favori yiyeceklerinden vazgeçemedikleri için diyet yapmayı bıraktıklarını söyledi.

Sağlıklı beslenme, diyet…
Bazı uzmanlara göre insanların geçmişteki yanlış beslenme alışkanlıklarını değiştirmek için diyet yapmaya devam ediyor. Kişilerin çevresindekiler kiloluysa şişmanlamamaları imkânsız. Bu nedenle uzun uzadıya yapılan diyet planlarından daha önemlisi sağlıklı beslenme ve yaşama planı oluşturmak.

Çok değil ama iyi yiyecekler tüketin
Organik ya da yörenizde yetişen yiyecekleri yiyin. Her meyve ya da sebzeyi mevsiminde tüketin. Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda sağlıklı besinler yiyin için. Yapılan araştırmalara göre obez kadınların yüze 20′inden fazlası sebze ve meyve yiyerek, yağlı yiyeceklerden uzak durarak zayıflayabildi. Sağlıklı beslenmek için daha çok bitkisel ve kepekli, doğal olarak düşük yağlı, tuzlu ve şekerli besinleri tüketin.

Yiyecekleri yavaş çiğneyin
Kilo vermek için sadece ne yediğiniz değil, nasıl yediğiniz de önemli… Sağlıklı beslenmek için dikkat etmeniz gereken diğer konu ağırlıklı olarak ev yemekleri yiyin. Yemeklerin ne kadar, ne içerdiğini bilirseniz kilonuzu daha rahat kontrol edersiniz. Aynı zamanda, acele yemek yemeyin. Yemek yerken keyif alırsanız daha az yersiniz. Masa da sohbet etmeyi seviyorsanız beyninize doyduğunuz sinyalleri gönderin. Daha az yerseniz daha mutlu olacağınızı hatırlayın.

KADINLAR İÇİN GEREKLİ BESİNLER

Yaşı kaç olursa olsun, her kadının mutlaka tüketmesi gereken besinler vardır. Sağlıklı bir yaşam ve diyet yapanlar için bu besinleri tüketmek çok önemlidir.

Domates:

Kadın sağlığının en iyi dostlarından birisi domatestir. Antioksidan özelliği vardır. Domates likopen deposudur. Hem pişmiş, hem çiğ olarak mutlaka tüketilmelidir. Likopen kadınlar için son derece önemlidir. Likopen zengini diyetler uygulayan kadınların, diğerlerine oranla daha az meme kanserine yakalandığı tespit edilmiştir. Domatesin antioksidan özelliği, tansiyonunuzu düşürür ve kötü kolesterolü engeller. Üstelik kansere karşı koruyucudur.

Ceviz:

Ceviz, Omega-3 açısından son derece zengin bir besindir. Omega-3, iyi kolesterolü yükseltir. İltihabı azaltma özelliği vardır. Depresyona iyi geldiği, Parkinson ve Alzheimer hastalıklarına yakalanma riskini azalttığı bilinmektedir. Salatanızın üzerine serpeceğiniz bir miktar ceviz, hem sağlığınızı kuvvetlendirecek, hem yemeğinize lezzet katacaktır.

Balık:

Omega-3 açısından zengin olan bir besin çeşidi de balıktır. Haftada 2 kere tüketmek, kalp krizi riskini azaltmaktadır. Özellikle doğurganlık yaşında ve emziren kadınların, haftada 350 gr deniz ürünü tüketmeleri gerekmektedir.

Fasulye:

Fasulyenin faydaları saymakla bitmiyor. Mevsimindeyken, taze fasulyeyi haftada 2 öğün tüketebilirsiniz. Kış aylarında ise kuru fasulye yemeği ihmal etmeyin. Fasulye kolon kanserine iyi geliyor. Magnezyum, potasyum ve lif açısından zengin olduğu için, kalbin en iyi dostlarından biridir.

Yabanmersini:

İdrar yolları enfeksiyonlarına iyi gelen yaban mersini, vücudunuza pek çok fayda sağlar. Günde 300 gram yabanmersini suya antioksidan etki için idealdir. Ayrıca soğuk algınlığına iyi gelir, mide kurtlarıyla baş eder ve bazı kanserlere karşı gelir.

 

TAKINTILI YEMEK YEME HASTALIĞI

Memorial Hastanesi Psikoloji Bölümü uzmanları, ‘sağlıklı yemek yeme takıntısı’ hastalığı ile ilgili bilgi verdi: Takıntılı bir şekilde sağlıklı beslenmeye çalışan kişiler, psikolojik olarak zayıf düşüyor.
Sağlıklı yemek yeme takıntısı nedir?

Coloradolu Dr. Steven Bratman tarafından ilk kez 1997 yılında tanımlanan ‘sağlıklı yemek yeme takıntısı’ literatürde ‘orthoreksia nervosa’  olarak adlandırılıyor.

Bir tür yeme bozukluğu olan ‘ortoreksi’; ‘anoreksi’ ve ‘bulimia' hastalıklarından farklıdır. ‘Anoreksi’ ve ‘bulimia' hastaları, yedikleri yiyeceklerin miktarına; ortoreksik hastalar ise yediklerinin kalitesine saplantılı bir şekilde takıntılıdır. ‘Ortho’ Yunanca 'doğru' ve 'normal' anlamına gelmekte; ‘oreksia’ ise ‘iştah’ anlamını taşımaktadır. Bu durumda ‘ortoreksi nervosa’ ‘doğru yemek yeme bozukluğu’ olarak açıklanabilir.

‘Doğru yemek yeme bozukluğu’ sorunu yaşayan hastalarda ne gibi belirtiler ortaya çıkar?

Bu kişiler, obsesif bir şekilde sağlıklı beslenmeye çalışıp, uzun vadede sağlıklarını tehlikeye sokar. Sürekli olarak, yediklerini sağlıklı yiyecekler ile kısıtlayan bu hastalar, bu sebeple belli bir süre sonra çok fazla zayıflayıp, sağlıksız kalabilir. Bu aşamada hastalık, her ne kadar ‘anoreksiye’ hastalığına benzese de bu hastalıktan farklıdır. ‘Anoreksi nervosa’ hastalığında kişi, psikolojik olarak zayıf kalma dürtüsü ile hareket etmekte; ‘ortoreksi’ hastalığında ise kişi en temiz ve en sağlıklı şekilde beslenmeyi amaçlamaktadır.

Hastalarda beslenme bozukluğu ile birlikte ne gibi sorunlar ortaya çıkar?

‘Ortoreksi nervosa’ hastalığında kişi, zamanın çoğunu sağlıklı yiyecekler hakkında araştırma yaparak ya da düşünerek geçirir; sıklıkla ertesi gün ne yiyeceğini bir gün önceden belirler. Zaman geçtikçe ve obsesyon arttıkça, bireyin yiyebileceği yiyeceklerin listesi ciddi anlamda sınırlanıp, azalır. Bu yüzden hastalar, evlerinin dışında yemek yemekte zorlanır ve zamanla kendilerini dışarıdaki hayattan soyutlayabilir... Kısıtlanmış yemek listesi ayrıca bireyi birçok sosyal aktiviteden de uzak tutabilir.

‘Ortoreksi nervosa’ hastalarının kişilik yapısı nasıldır? Bu kişiler hangi psikolojik yapı içerisindedir?

Bu kişiler ‘ortoreksi’ hastalığı ile birlikte; depresyon ve ‘obsesif-kompulsif bozukluk’ da yaşayabilir. Genellikle mükemmeliyetçi bir kişilik yapısına sahip olan bu kişiler, her işte olduğu gibi yedikleri şeylerin ve yeme davranışlarının da mükemmel olmasını ister. Bu kişiler kendilerine göre ‘yanlış’ ya da ‘kötü’ bir şekilde beslendiklerini düşünürlerse, kendilerini suçlu hissedebilir; bu da bireyi, farklı psikiyatrik sorunlara götürebilir.

‘Sağlıklı yemek yeme takıntısı’ olan kişilerde genel olarak hangi davranış şekilleri gözlemlenir?

Sağlıklı yemek yeme takıntısı olan kişilerde şu belirtileri gözlemleyebiliriz:

Bu kişiler;

• Günde 3 saten fazla zamanı, sağlıklı yiyecekleri düşünerek geçirir.
• Marketlerde alacakları ürünlerin içeriklerini saatlerce inceler.
• Günün menüsünü 1 gün önceden hazırlar.
• Yediklerinin sağlıklı olması, onları memnun eder ancak yediklerinden zevk almazlar. • Sürekli yedikleri yiyeceklerin sayısına sınır getirirler.
• Uyguladıkları diyeti dışarıda bulmak çoğu zaman zor olduğu için yaşam kalitelerinde ve sosyal ilişkilerinde azalma olur.
• Kendileri gibi beslenmeyen kişileri sürekli olarak eleştirirler.
• Diyetlerini uygulamadıklarında, kendilerini suçlu hissedip; mutsuz olurlar.
• Kendileri için doğru olanı yediklerinde ise tüm kontrol kendilerindeymiş gibi hissederler.

‘Ortoreksi nervosa’ hastaları için ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Her ne kadar ‘ortoreksi’ resmi olarak psikiyatride bir hastalık olarak tanımlanmasa da doktorlar bu durumun büyüyen bir sağlık sorunu olduğu konusunda hem fikir… Bu yüzden kendinizde veya yakınınızda ‘ortoreksi’ benzeri davranışlar varsa, hemen bir beslenme uzmanına ya da doktorunuza başvurun. Diğer yeme bozukluklarında olduğu gibi ‘ortereksi nervosa’nın da tedavisinde antidepresanlar veya anti-anksiyete ilaçları faydalı olabilir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

UA-15985760-1